DJ’LİK, FİNANS SEKTÖRÜ VE ÇAĞRI MERKEZİ YAPISINDA YÖNETİCİLİK, İŞLETMECİLİK, REHBERLİK VE SPOR. HEPSİNİN TEMELİ, ÖYLE YA DA BÖYLE İNSAN İLİŞKİLERİ… İŞTE TÜM BUNLARLA ÖRÜLÜ, İLETİŞİMİ ODAĞINA ALAN BİR KARİYER ÖYKÜSÜ... BUYRUNUZ. Genç işi dergi Planet Young siz genç kariyercilere güzel örnekler sunmaya devam ediyor.Geçen ay ki konukları Metin Tarakçı ile yaptıkları söyleşiyi burada paylaşmaya değer gördüm. İyi okumalar. Önce DJ’lik, sonra işletmecilik, bu arada turist rehberliği ardından finans sektöründe kariyer ve son olarak CMC Genel Müdür Yardımcılığı. Bu listeye spor aktivitelerini eklemedik. Onlar da yazının ilerleyen bölümlerinde karşınızda olacak. CMC Genel Müdür Yardımcısı Metin Tarakçı, birbirinden dağlar kadar farklı tüm bu kariyer noktalarının tek bir ortak noktasına işaret ediyor:
İnsan ilişkilerine ve insanların ihtiyaçlarına, bunları anlamaya, çözümler geliştirmeye dayanması. Ortaköy’de Ceneviz Kahvesi’nde önce servisle işe başlamış Tarakçı, sonra barmen olmuş. “Sonra DJ’i işten çıkarttılar ve benim de zengin bir müzik arşivim vardı” diyen Tarakçı, böylece müziğe yönelmiş. “O dönem, yani 90’ların başı rock ağırlıklı bir dönemdi” diye hatırlıyor Tarakçı. O’nun tercihi ise acid jazz olmuş. Bu konuda ilginç bir anısını şöyle anlatıyor: “Almanya’da çok bağlantım vardı ve oradan ciddi bir arşiv getirmiştik. Akşam üstleri gelen bir müşterimiz bu türün ne olduğunu sordu, ben de ona anlattım. O da, benimle röportaj yapmak istediğini söyledi. Böylece 1990 veya 1991’de Cumhuriyet gazetesinde yarım sayfa ‘Ceneviz Kahvesi’nde Türkiye’ye Acid Jazz’ı getiren DJ’ diye haberim çıktı.” Sonra Bebek’te o dönemin ünlü bir mekanının ortağı olma fırsatı önüne çıkmış Tarakçı’nın. “Böylece birkaç sene kendi işimi yaptım” diyen Tarakçı, şöyle devam ediyor: “Sonra bir başkasına devrettik işi ve ben de okula ağırlık verdim. Ardından Zihni ve Pascha’nın müzik direktörlüğünü eş zamanlı olarak yürüttüm. 1993, 1994 döneminde bir ekip olarak bu mekanların müziğini yaptık. Nişantaşı’nda da çalıyordum. İşi ilerletmiştim ve bu alanda kalmayı planlıyordum.” Finansta kazanımlar Ama olmamış… Keyifli bir işe rağmen, en büyük sıkıntıyı geceleri çalışmak olarak gösteren Tarakçı, “Ters yaşıyordum” diye durumu özetliyor. Böylece gündüze geçme kararı almış Tarakçı ve Koçbank’ta müşteri temsilcisi olarak çalışmaya başlamış. Bunu radikal bir geçiş olarak nitelendiren Tarakçı, şu yorumda bulunuyor: “DJ’likten önce Almanca rehberliği de yaptım. Bu işler mi beni buldu, ben mi bu işlere yatkındım bilmiyorum. Çağrı merkezi işine geçtikten sonra korelasyonu kurdum: Sektörler farklı olsa bile hep insanlarla iletişimi olan bir işim oldu, insanlarla bağlantı kurmak, ihtiyaçlarını görmek ve çözüm üretmek kariyer tablomu oluşturdu.” Finans sektöründe köklü bir deneyimi olan Tarakçı, alternatif dağıtım kanalları, özel projeler gibi o yıllarda yeni yeni gelişen bölümlerde görev almış hep. O yıllarda bir bankada istihdam edilmenin en iyi yolunun, bu tarz yeni oluşan departmanlarda görev almak olduğunu hatırlayan Tarakçı, “Kısa zamanda internetin, telefon ve cep telefonunun iletişimin yeni trendleri olduğunu, bunların yaygınlaşmasıyla büyük fırsatların doğacağını da gördüm” diye ekliyor. O dönemde bu düşünce yapısı ile uzmanlaşmak istediği alanlarda birçok projeye gönüllü olan Tarakçı, böylece özel projeler ve iş geliştirme olarak kariyerinde ilerlemiş, işin teknik yanını da öğrenmiş. “Böylece iş sadece teknolojide kalmadı, eğitim, kalite yönetimi, müşteri segmentasyonu gibi konulara da girdim. Sektörün her bir parçasında yer aldım” diyen Tarakçı ve CMC’nin yolu 2005 yılında kesişmiş. Kaçınılmaz olarak müzik artık bir hobi haline gelmiş. “Ama şirket partilerinde ben çalarım” eklemesini de yapmadan geçmiyor Tarakçı. Sporsuz asla! Müzikten spora geçtiğimizde; su kayağı, wakeboard, trekking, rafting, snowboard gibi adrenalin dozu yüksek sporlar görüyoruz. Yürümeyi, farklı yerleri görmeyi ve gezmeyi sevdiğini söyleyen Tarakçı, trekking ilgisinin buradan geldiğini belirtiyor. Konu su sporları olunca yüzmekle arası pek olmayan Tarakçı, bunun yerine alternatiflerini seçme yoluna gitmiş. Hatta bu hobilere ‘su kayağı hocalığı’ ile başlamış. Tarakçı anlatıyor: “1988 yazında Fethiye’de bir tanıdığımızın teknesi vardı. ‘Bana yardımcı olur musun?’ diye başlayan su kayağı hocalığım oldu. İşin komik tarafı; hiç su kayağı yapmamış biri olarak, kişilere teorik olarak su kayağını öğretiyordum. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra denemeye karar verdim. Diğer su sporları da bunun bir uzantısı oldu.” Eşiyle birlikte kış sporlarını, su sporlarını, trekking’i keyifle yaptıklarını ifade eden Tarakçı, ilk motorsikletini 18 yaşında almış. Ufak tefek kazalara rağmen motorsikletle arasına mesafe koymayan Tarakçı, fırsat buldukça, Hezarfen’deki motocross pistine kaçtığını, boş alanda keyifle ve güvenle sürdüğünü ifade ediyor. Gerek amatörlerin gerekse profesyonellerin motor sürüş keyfine ulaştığı bir alan olan Hezarfen, Tarakçı için keyifli bir açılım olmuş. Su sporları tam gaz, trekking’siz de olmaz. Müzik ise biraz geri planda ama Tarakçı, “Ama arşiv sağlam” diye gururla eklemeyi ihmal etmiyor. Eğitişim Kariyer Enstitüsü
|
Yazılara Son Yorumlar
Market ve depo rafları konusundaki ta...
Alıntı; www.danisman.web.tr
Alıntı; www.danisman.web.tr
Alıntı; www.danisman.web.tr
Alıntı; www.danisman.web.tr
Alıntı; www.danisman.web.tr